İçgörü

Koronavirüs’ün kısa vadedeki ekonomik etkisi ve çalışma biçimindeki dönüşüm

0

Herkese merhaba! Hepimizin bir şekilde gündemi malumunuz üzere koronavirüs pandemisi. Tüm dünya aynı anda evlere adete hapsolmuş şekilde salgının hızının yavaşlamasını ve salgının sona ermesini bekliyor. Biz salgın sonrası bir dünya için şimdiden büyük heyecanla bekleyip hayaller kurarken, bizi de salgından sonra yeni bir dünya bekliyor. Benim de kafamı kurcalayan bu sorular için bir araştırma yaptım ve bulduklarımı sizin için derleyip özetledim. İyi okumalar!

Geçtiğimiz dört ayda dünyamız çok hızlı ve üzücü bir değişim yaşadı, koronavirüs pandemisi yüzünden on binlerce insan yaşamını yitirdi. Ülkeler de pandemiye tepki olarak sosyal mesafe ve evde kalma uygulamaları geliştirdiler. Sosyal mesafenin ve evlerden çıkamamanın ekonomiye büyük yansımaları oldu. Birçok kurum pandeminin etkileriyle zor zamanlar yaşıyor. Birçok çalışan ya ücretsiz izne ayrılmak durumunda kaldı ya da işinden oldu.  Öte yandan gelecek günlerde ekonominin nasıl olacağıyla ilgili hemen herkesin beklentisi benzer.

Global ekonomide kırmızı pazartesi durumu

DEİK’in Nisan ayı başında ‘’Koronavirüs ve Küresel Ekonomiye Etkileri’’ başlıklı online seminere katılan MIT Ekonomi Profesörü Daron Acemoğlu’n göre Salgının ekonomik etkileri çok derin olabilir. Salgına yakalanan insanların ekonomiye katkısı kayboluyor. Örneğin şu anda ABD’de önlemler nedeniyle nüfusun %50’si tüm üretim ve tüketim ağından çekildi. Bu, tedarik tarafını aksattığı gibi, müthiş bir talep daralmasına da yol açıyor.

Üretim ve tüketimdeki daralma da gerçekten ciddi bir durgunluğa yol açacağa benziyor. IMF (International Monetary Fund – Uluslararası Para Fonu) 2020 senesinde dünya ekonomisinde %3.0 daralma bekliyor. 2009 yılında yaşanan (Türkiye’de etkileri az hissedilen) dünya finans krizinde dünya %0.1 daralmıştı. Bu düşüşle ilgili IMF’in yorumunu aynen aktarmak istiyorum: ‘’Dünya 1929’da yaşanan Büyük Buhrandan beri en büyük duraksamayı deneyimleyecek’’.

Yine IMF’e göre, duraksamadan tüm ekonomiler etkilenecek fakat, gelişmiş ekonomilerde daralma daha yüksek olacak. Gelişmiş ekonomilerde kişi başına düşen gelir miktarının daha fazla azalacağının altını çizen IMF’e göre en çok etkilenecek ekonomiler Avrupa ülkeleri (özellikle İtalya ve İspanya’nın çok etkileneceği öngörülüyor).

Bu senaryo, elimizdeki bilgilerle oluşturulmuş en olası senaryo fakat pandeminin seyrine göre olumlu veya olumsuz (umarım ki olumlu) değişiklikler görmek mümkün. 

Önümüzdeki dönemde tüm dünyada ekonomik durgunluğu bir şekilde üstümüzden atıp, mümkün olan en küçük ekonomik daralma ile ofislerimize ve sosyal hayatlarımıza dönmeyi diliyorum. Güvensizlik ve geleceğin belirsizliğinin azalması ile talebin yükselişini görebiliriz. Hatta evinde sıkılan veya bir süre birçok ihtiyacını almayı ertelemiş tüketicinin eskisinden daha büyük bir şevk ile para harcaması da ihtimaller arasında.

Bir küçük evden çalışma meselesi

Evden çalışma kavramı da bu salgın sürecinde hayatlarımıza çok hızlı bir şekilde girdi. Evden çalışamayan birçok iş kolu da bu salgın döneminde bizlere hizmet etmeye devam ediyorlar. Temel market ihtiyaçlarımız için, kargolarımız için, sağlığımız için ve sayamadığımız başka birçok ihtiyacımız için çalışan / çalışmak zorunda olan insanlara da yaptığımız ödemelerden daha fazlasını borcu olduğumuzu düşünüyorum.

MIT’den bir grup bilim insanının yayınladığı rapora göre ABD’de çalışanların %34’ü daha önce ofise gitmelerine rağmen Nisan ayının ilk haftasında evden çalıştıklarını belirtmiş. Türkiye’de özellikle beyaz yakalı diye tabir edilen meslek kollarında çalışanların çok büyük çoğunluğu evden çalışma sistemine geçmiş durumda. Pandemi öncesi evden çalışmak çok az şirket tarafından hafta sadece birkaç gün ile sınırlıyken pandemi sonrası artık yeni normal olarak hayatlarımıza girecek gibi gözüküyor. Önceleri şirketler ve yöneticiler tarafından verimsizlik, iletişimsizlik ve denetimsizlik gibi birçok nedenle kolaylıkla bertaraf edilebilecek bu sistem artık eskisi kadar kolay reddedilebilir değil.

Amerika’da küçük işletmelere danışmanlık hizmeti veren Emergent Research şirketinden Steve King’in Recode’a söylediğine göre bu şüpheler artık ortadan kalktı çünkü şirketler ve yöneticiler işlerin bu şekilde de yürüdüğünü organik bir biçimde ikna olmak durumunda kaldılar.  Kuryenin gelmesi, çocukların ihtiyaçları veya evcil hayvanızın sabotajı toplantıları etkileyebilir, fakat bu gibi durumlar iş toplantılarının daha eğlenceli ve daha samimi bir hale gelmesini sağlıyor (en azından bence öyle).

Evde geçirilen sürenin artması ve evlerin aynı zamanda ofis olması ile evleri güzelleştirme faaliyetlerinde de artış oldu. Sadece güzelleştirmek değil, evdeki boş zamanları doldurmak için de birçok insan tarafından sıklıkla tercih edilen bir yöntem. Yenilemenin ötesinde evdeki estetik görünümü daha da güzelleştirecek çeşitli hobiler de bu dönemde birçok insanın imdadına yetişti. Puzzle, evde bahçecilik ve benzer birçok yöntem hem zaman geçirmek için hem de estetik ürünler elde etmek için çok başvurulan işlevsel yöntemler.

“Çalışanlar, ofis ortamının yanı sıra sosyalleşmeyi özledi”

Evden çalışmak birçok kimse için keyifli/tercih edilen bir durum olsa da, çalışanların birçoğu pandemi sonrası ofislerine dönmeyi dört gözle bekliyor. Ofisler bir iş alanın olmanın ötesinde bir sosyalleşme merkezi olma işlevi de barındırıyor. Araştırmacı kimliğimle yer aldığım Korona Günlerinde Çalışma Alışkanlıkları çalışmasında da katılımcıların evden çalışmanın en sıklıkla (katılımcıların %41’i) söylediği dezavantajı sosyalleşememe. Fakat ofislerimize döndüğümüzde bazı şeyler değişmiş olabilir. Sağlık krizinin devam etmesi veya takip eden salgınların yaşanması ile insanlar daha az hatta minimum temasa zorunlu olacakları bir ofis ortamı isteyecekler. Bu da açık ofis konseptinin zayıflaması veya bir şekilde yenilenmesi anlamına gelecek. Ortak alanların daha geniş, daha az sandalye ve oturma grubu ile insan yoğunluğunu azaltacak şekilde yeniden tasarlanması da söz konusu.  Türkiye’de Apart Office kavramını hızlıca hayata sokarak yeni çalışma ihtiyaçlarına yanıt veren Assembly, bu konuda öncü bir rol de oynadı.

Fiziksel değişimin yanı sıra, ofisteki bazı davranışlarımızda da çeşitli değişiklikler yaşanması söz konusu. Bu değişimlerin başında bence el sıkışmak geliyor. El sıkışmanın tarihi kökenine baktığımızda çıkış noktasının iyi niyetini göstermek ve elinde silah olmadığını karşındakine kanıtlamak olduğunu görüyoruz. Günümüzde bu tip kaygılarımız kalmadığı için el sıkışmayı kolayca bırakabiliriz. El sıkışmanın yanı sıra kapı kolları, asansör düğmeleri gibi sıklıkla birçok kişi tarafından dokunulan alanların ses veya mobil cihazlarla kontörlü de kısa süre sonra hayatlarımıza girebilir.

Sonuç olarak ofislerin yapısı, kuralları ve işleyişleri değişse bile evden çalışanların sayısı ve evden çalışmanın sıklığı korona öncesi döneme göre yükseleceği neredeyse kesin. Fakat bu sistemde hem çalışanlar hem de şirketler için çözülmesi gereken bazı sorunlar var. Veri güvenliği, iç iletişimin verimli organizasyonu, evden güçlü internet bağlantısı ve hem kurumlar hem de bireyler için uzaktan çalışma etiği çözülmesi gereken problemlerden bazıları.

Çevrimiçi alışveriş platformu JioMart, WhatsApp üzerinden sipariş almaya başlıyor

Önceki İçerik

Facebook’tan Zoom’a cevap: Messenger Rooms

sonraki içerik

Beğenebileceğiniz içerikler

Yorumlar

Bir Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir